Yunus Emre’yi İdrak Etmek « Giresun Havadis – Giresun Haber – Bursada Giresun – Bursa Giresunlular

SON DAKİKA

Yunus Emre’yi İdrak Etmek

Tanrı (Tengri) Cihan’ı huzura kavuşturarak, sulh ve sükunu sağlayacak ‘’Kocaman bir Yunus’u’’ Türklere nasip etti, fakat biz onu idrak etmek ve kıymetini anlamakta tembellik ediyoruz…

Bu haber 24 Nisan 2022 - 12:23 'de eklendi ve 9 kez görüntülendi.
ResimLink - Resim Yükle

Yunus Emre’yi İdrak Etmek

Tanrı (Tengri) Cihan’ı huzura kavuşturarak, sulh ve sükunu sağlayacak ‘’Kocaman bir Yunus’u’’ Türklere nasip etti, fakat biz onu idrak etmek ve kıymetini anlamakta tembellik ediyoruz…

Nam-ı üstünde Koca Yunus’tur o…

Giresun Ortaokulu’nda edebiyata düşkünlüğüm vesilesiyle Yunus Emre’nin varlığından haberim vardı ancak onun derinliğinden 38 yıl önce haberdar oldum.

1974 yılında Ankara seyahatimde “Atatürkçü’’ Hocam Mustafa Coşturoğlu sayesinde Yunus Emre’yi idrak ettim.

Bana hediye ettiği kitabının adı ‘’Sosyal Şizofreni ve Atatürkçülük üzerindeki baskısı’’.

Kitabın önsözünde şöyle yazıyor:

Bu kitabımızdaki temel düşünce, Prof. Dr. Hilmi Ziya Ülken ‘in 1951 yılında yayınlanan ‘’ İçtimai Ahlaksızlık Hastalığı’’ başlıklı bir yazısından esinlenerek oluşturulmuştur.

Yazar, söz konusu makalesinde toplumsal bir ilgisizliğe değinmiş ve bunun nedeni de ‘’Demansprokos’’ denen ruhsal bir hastalık karakteriyle açıklamıştır.

Demansprokos’un dilimizdeki anlamı ‘’erken bunama’’dır. Ama 1911 yılından sonra bu kavram bilim dilinde kullanılmaz olmuş; bunun yerini ‘’şizofreni’’ deyimi ve kavramı almıştır. Şizofreni  deyimi veya kavramı, bilim ve akıldışı hayaller yaratıp bunlara gerçeklik tanıma karakterini içerir. Düşünce ve duygulardaki geriye dönüşün işleyiş mekanizmasını açıklar.

Bir güney gezisi sırasında Atatürk’ün, İsmail Habib’in kulağına eğilerek; ‘’Eğer ülkemizin çoğunluğu köylü olmasaydı bağımsızlık savaşını başaramazdık.’’

Yabancı yazarlar Attila’nın ülkesi halkından söz ederken ‘’Ailem’’ deyimini kullandığını bildirirler.

Ünlü Türk Ozanı Dede Galip:

‘’ Bir şulesi var ki şems-i canın

Fanusuna sığmaz asumanın.’’

Mustafa Kemal 1918 Anadolu ihtilalini başlatmak için Bandırma gemisiyle Samsun’a giderken yanında bulunan Refet Paşa ile Arif Bey’e şunları söylüyordu: “İhtilalden daha fazla bir şeyler yapmak lazımdır. İhtilal mevcut bir devleti değiştirir. Türkiye henüz mevcut değildir, önce onu dünyaya getirmek lazımdır.’’

Hocam Mustafa Coşturoğlu kitabını Atatürk’ün üç paragraflık görüşleri ile bitirmektedir.

‘’ Bir ulusun kötülüklere uğraması demek, o ulusun hasta, illeti olması demektir.’’

‘’Toplumsal bünyenin illeti ne olabilir? Ulusu ulus yapan, ileriye ve aydınlığa götüren güçler vardır:

Fikir oluşumları ve sosyal güçler…’’

‘’ Fikirler anlamsız, uslam dışı uygulamalarla dolu olursa, o fikirler hastadır. Keza, toplumsal yaşantı, akıl ve mantıkla ilgisi olmayan yararsız ve zararlı birtakım kurallar ve bağlantılarla dolu olursa felce uğrar. Onca fikir ve toplum güçlerinin kaynaklarını temizlemekle işe başlamak lazımdır, gereklidir.

YUNUS EMRE BİR SAPIK MI!

Son yıllarda milliyetçi ve mukaddesatçı akımın düşünce babalığını yapıp komando denilen sokak saldırganları için düşünce üreten Nihal Atsız, taşıdığı düşünce sisteminin karakterinden gelen parçalayıcılık ve bölücülük etkisi ile bakınız Yunus Emre’yi bile Türk kültüründen ve düşüncesinden nasıl koparmağa çalışmaktadır.

‘’Yunus Emre’nin fikirleri Türk milletini zehirlemiş, onu uyutmuştur. Çünkü o yaşadığı (çağın) zamanın fikir ve duygu (duyduğu) hastalığına kapılarak birbirini tutmaz sözleri ‘’Tasavvuf’’ diye ortaya atmış, savaşçı bir millet olarak ve çevresinin düşmanlarla kaplı (çevrili) olmasından ötürü savaşçı olmaya mecbur bulunan Türk milletine bir dilencilik felsefesini telkin etmeğe çalışmıştır.’’

‘’Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan

Halka müderris olsa hakikatte asidir.’’

Demekle Yunus Emre milliyet bakımından ala, din bakımından da sapıklık içinde değil midir? Milliyet kelimesini Türkçe’ deki bugünkü anlamıyla ‘’ulus’’ yerine kullanıyorsa o zaman da kafirdir. Çünkü Müslümanlık öteki dinleri kendisiyle eşit saymaz.

‘’Oruç, namaz, zekat cürmü cinayettir,

Fakir bundan azadedür has-ı heves içinde.’’

demesi de hiçbir tevil ve tefsire mahal bırakmayacak şekilde küfürden başka bir şey değildir. Bunları tasavvufla izaha çalışmak boşuna ve gülünç gayretlerdir. Halka evliya diye kabul ettirilen Yunus Emre’yi tasavvufi herzelerinden dolayı büyük devlet adamı Şeyhülislam Ebussut tekfir etmiştir. (Dinsizlikle suçlamıştır.)

‘’ Şimdi soralım: Atatürk Türkiyesi, Atatürk milliyetçiliği diye her gün leylekler gibi ‘’lak lak’’ eden çeneler, jübilesi yapılmak için koskoca Türk tarihinde bula bula sapık düşünceli, hasta ruhlu Yunus Emre’yi mi buldular?’’

Yukarıda verdiğimiz örnek, üzerinde önemle durulması gereken birkaç noktayı açığa çıkarmaktadır: ırkçı ve faşist düşünce, parçalamak karakterinin gereği olarak ulusal kültürde böylesine çatlaklar açmak çabası içindedir.

Şeriatçılıkla ırkçılık ve faşizm el ele verince ortaya çıkacak tablo işte böyle olmaktadır.

Gayri milli ‘’Nizam’’ gazetesinde şunlar vardır:

‘’19 Mayıs Milli Bayram mı kepazelik mi?’’

Hocam Mustafa Coşturoğlu son sözünü başucu kitabının 212. Sahifesinde söylüyor.

‘Bu konuda fazla bir şey demeğe gerek yoktur. İşin gerçeğini söyleyelim. Uygarlık dünyasının bile insanlık görüşü bizim fakir Yunus’umuzun çok gerilerindedir. Eğer bir gün gelir de Amerika’daki Birleşmiş Milletler binasının kapısına Yunus’un heykeli dikilip kaidesine de,

‘’Yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan Halka müderris olsa hakikatde asidir.’’ diye yazıldığı gün, insanlık ancak o zaman Yunus düzeyine çıkmış olacaktır

İsa Ruhi GÖBÜT / Görükle- Nilüfer – Bursa/ 19 Nisan 2022

 

 

 

İsa Ruhi GÖBÜT[email protected]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.